2 Temmuz 2012 Pazartesi

Cemil Akmaca Geri Dönüşüm

Şair, yazar ve Kağıthane Romanları çeribaşısı Cemil Akmaca "Geri Dönüşüm" başlıklı yazısında geçimlerini hurda ve kağıt toplayıcılığı ile karşılayan vatandaşların sorunlarına ve geri dönüşüm alanında son yıllarda yaşanan ve toplayıcıları olumsuz yönde etkileyen yeni gelişmelere değiniyor. Edebi bir dille yazılan ve konu ile  ilgili son derece önemli teknik bilgilere yer verilen yazı alanında bir ilk olma özelliği taşıyor. 


Çocukluk yıllarım geldi aklıma. Harçlığımızı çıkarmak için elimize tenekeden bir kova alır, içine buz atar, suyla doldurur; sıcaktan bunalan kişilere soğuk diye satar, harçlığımızı çıkardık. Bu işte çıkar var, garibanlar para kazanıyor diye tesisler kurdular. Suları ilk önce cam şişelere doldurup piyasaya sürdüler. Su fabrikaları kuruldu. Halkın su ihtiyacını lokantada yollarda karşılamaya başladılar.
Sonra sıra evlere girmeye geldi. Ona da çare buldular. Büyük damacanalar icat ettiler. Evlere, işyerlerine kadar girdiler. Ve yoksulun sebil, buz gibi su diyen sesi; gözlerini para hırsı bürümüş kişiler tarafından kesildi. Şişeler cam olduğu için kırılıp telef oluyor diyerek pete yöneldiler. Pet; petrolden yapılan, her türlü hastalığı ve kanseri tetikleyen, insan sağlığına zararlı olan bu madde insanlığa su ve meyva suları şişesi olarak sunuldu. Gerçek çevreciler camın insan sağlığına faydasını, petrolden yapılan maddelerin de insan sağlığına zararlarını tartışıp açıklamalar yapmalarına karşılık para ve siyasi güç güçlü çıkmış plastik dönemi başlamıştır.
Şimdi ise çevreciler çevreyi plastikten kurtaralım kampanyaları başlatmış; plastik maddesinin 100 yıl toprak altında erimeden kaldığının kanıtlamış olması, doğayı ve çevreyi sevenleri harekete geçirmiştir. Bu kişiler toplantılar, seminerler, yürüyüşler yapsalar da önleri hep kesilmiştir. Bilim adamlarının araştırması sonucunda mahalle aralarındaki asfalt yolların kansere yol açtığı bulunmuş ve Avrupa ülkeleri cadde harici sokakları bordür taşlarla döşemeye başlamıştır. Bizim ülkemize önerdikleri de budur. Mahalle araları asfalt olmayacak taş döşenecek diye.
Gelelim asıl meseleye, bizleri çöpten birşeyler toplarken gören gözü doymaz adı geri dönüşümcü beylere. Geri dönüşüm derken ilk önce bu dönüşümden kimlerin cebine paralar akıyor. Hurdalara hangi para babaları gözünü dikmiş. Geri dönüştürüp ülke ekonomisine katkı sağlayacağız diyerek gözümüzün içine bakarak yalan söyleyenler görüyoruz. Ülke ekonomisi çöpün atıklarıyla mı gelişecek, ülkenin kalkınması çöpe mi kaldı. BIrakın bu süslü edebiyat laflarını. Eski bir sözümüz var. Zengin kaka diye atar fakir cici diye kapar. Tam tersi bir kelime çıkmaya başladı. Zengin cici diye kapar, gariban uzaktan bakar. Gerçekten çevreci misiniz? Geri dönüşümcü müsünüz? Neden devletin kurumları bu geri dönüşüm noktalarını denetlemez. Milyarlarca liralık presler, konteynır, kamyonlar, polümler alıp bir de kenarına geri dönüşüm amblemi takarak halkın bozulan eski tvsine gözünü dikenler; tvnin içindeki kablo bakır ve plastiği çevreyi temizliyoruz diye kırıp alırken camını neden geri dönüşüm diye almazlar. Camın getirisi az. Camın hammaddesi kum olunca parası da az oluyor. Peki peti, plastiği, kağıdı geri dönüşüm diye gören sözde çevreciler abs olarak tabir edilen hortum plastiği niye almıyorsunuz? (Elektrik süpürgesi kapı, bilgisayar monitörlerinin kapları gibi) Bunlar çevreyi kirletmiyor mu? Bunlar çevrede kendi kendini imha mı ediyor. Kablonun bakırını soyup alıyorsun, plastiğini niye almıyorsun? Karton çevreyi kirletiyor, amaç ağaçlarımızı korumak diyorsunuz; süt kutularını kağıt olduğu halde neden almıyorsunuz? Çünkü içinde alüminyum fulya var, kolay hamur olmuyor. Çöpü fazla çıkınca cebi de iyi doldurmuyor.
Benim ülkemde “At yalanı ... inananı” diye bir tabir var, halkımızın kullandığı bir terimdir. Temizliği yapan belediyeler gece gündüz demeden atıkları topluyor, yolları süpürüyor, gözümüz görüyor. Bir de o pislikten yıllarca ekmek yiyen; çöplerden kağıt ve plastikle geçimini sağlayan garibanlar var. Çöpe atılan eski eşyaları cici diye kapan yoksullar var. Birileri cebimizi nasıl doldururuz hesapları yaparken birileri yıllardan beri çöp toplayarak sürünmekte. Ha şu da var ki sürünenler varsa süründürenler de vardır. Milyarlarca parayı polümlere, preslere geri dönüşüm yapalım, çevreyi temiz tutalım, yazıktır ormanlarımız zarar görmesin diye mi yatırdıklarını düşünüyorsunuz? Öyleyse o geri dönüşümcüler yanlarında çalıştırdıkları insanlarla birlikte haftada bir gün yolları süpürsünler. Belediyenin temizlik işlerinde çalışan insanlarla birlikte çöpleri kendi kamyonlarına toplasınlar. Ama o gariban işçilerin yövmiyelerini o çevreci patronlar versin. O polümlerini mahallelere bıraksın, halk çöplerini konteynirlara atsın. Onlar da o çöpü kendi imkanlarıyla taşısın. Hiç yoksa haftada bir gün yapsın. Bakın o zaman o çevreci geri dönüşümcüler nasıl yok olacaklar. Hep birlikte görürüz. Bir de çevreci vatandaşlar, çevreci dernekler var. Bunlara sözümüz yok. Gerçek çevreci onlar. Kendi imkanlarıyla çıkarı olmadan sırf ormanlarımız yok olmasın, çevremiz temiz olsun diye uğraşan kişi ve kurumlara da sözümüz yok. Onları candan kutlarız.
Bir de çek çek arabasıyla karnını doyurmaya çalışan yoksul kesim var ki onlar gerçekten bu ülkede bilmeden çevreye faydalı işler yapmakta. Onlara da sözümüz yok. Eşek yüküyle parası olup da çevreciyim diye çevreden geri dönüşümü paraya çevirmenin yollarını arayan ülkemizin kalkınmasının çöpe kaldığını savunan, karpuz kabuklarına göz dikenleredir sözümüz.
Çok yakında ölmezsek görürüz. Bunları yaparlarsa ülkenin ekonomisi canlanır.
-Çöpten arındırılmış geri dönüşüm meyva suyu fabrikaları
-Çamaşır suyu ile yıkanmış çöpe atılmış çocuk bezleri fabrikası
-Atılan bayat ekmeklerden yapılan, geri dönüşümle halkımıza kazandırılan makarna anonim şirketi fabrikası
-Pazardan toplanan patlıcan, biber, lahana atık turşu anonim şirketi geri dönüşüm fabrikası
-Pazara bırakılan kokmuş balıkları değerlendirme konserve fabrikası
-Marketlerden tarihi geçmiş yoğurtlardan yapılan, geri dönüşümle halkımıza kazandırılacak olan ayran ve cacık fabrikası.
Daha yazayım mı gözü doymaz geri dönüşümcüler? Bırakın bu edebiyatı. Bizler yoksul Çingenelerin, garibanların çöpten kazandığı üç beş kuruş paraya da göz diktik desenize?
Ülke işte bu fabrikalar kurulursa kalkınır, geri dönüşümcülere duyurulur.
***
Ey yolcu
Bastığın çöpü iyi tanı
Çöpün altın olduğunu düşün üzme sen atanı
Birgün pis kokan, iğrendiğin o çöpüne
Gözü doymaz, karnı doymaz zenginler talip olacaktır.
O pis kokan çöpün esans koktuğunu sanıp yüzüne sürenler de olacaktır.
Primalardan, şişelerden medet uman zenginler çıkacaktır.
Belki ilk önce çöpün adını değiştirip güzel de bir isim bulacaklardır.
Belki de geri dönüşüm takacaklardır.
Ceplerine geri dönüşüm yapacaklardır
Elindeki boş kola kutusunu yere atar atmaz
Kutuyu kapmak için kavga eden kravatlı zenginler türeyecektir
Ey yolcu
Elindeki boş sigara paketini geri dönüşüm kumbarasına atki
Birilerinin cebine geri dönsün
İşte sen o zaman vatanseversin, çevrecisin
O kutu kolayı yoksula satsın, karnı doysun diye verirsen
O zaman sen çevre hainisin.
Şimdi sen hangisisin yolcu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder